Uğur's profileWWW.UGURBAYSAL.COMPhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    Beklemek....

    bekleme

    Mutlu musun????

     

     

    Nasılsın? İyi misin?" diye sordu annem. "İyiyim" dedim; adettendir ya...

    Kısa süren telefon konuşmasının ardından, nereden esinlendiğini bilemediğim bir düşünce huzursuzluk verici bir saplantı halinde saatlerime mal oldu.

    Neredeyse Otuz yaşımdayım ve bu yaşıma kadar bir kez olsun "Mutlu musun?" diye sormamıştı. Ne kadar düşünsem de anımsayamadım. Eminim ki sormuş olsaydı hatırlardım.

    "İyi" olmakla "Mutlu" olmak arasındaki fark... Meğer ne büyükmüş.

    Tut ki üç yasında bir çocuğun var. Mesai saatlerinde ona bakabilecek bir bakici arıyorsun. İki aday buldun. Birinci aday çok titiz. Uyku saatleri konusunda despot, yemek zamanı ve dengeli beslenme konusunda ise bir uzman. Hijyen desen ondan sorulur.

    İkinci bakici ise sanırım biraz zıpır. Zeki bir kıza benziyor. Bebek onu daha çok sevdi. İyi anlaştılar.

    Hangisini tercih ederdin?

    İlk bakiciyi seçersen çocuğun sağlıklı olur. Temiz bir ortamda düzenli bir hayat sürer. Dengeli beslenir, zekâ gelişimine yararı olacak oyunlar oynar. İyi olur yani.

    İkinci bakıcıda ise üşüyüp hasta olabilir. Çikolata, dondurma, cips ve benzeri abur cuburla beslenme riski söz konusudur. Eve döndüğünde çamurlara bulanmış, kum havuzunda tepinmekten giysileri kum içinde kalmış, paçaları ıslak bir çocukla karsılaşabilirsin. Gün boyu çığlık çığlığa kahkahalar atmaktan bitkin düşmüş yavrunu, halinin üzerinde uyumuş kalmış bulabilirsin. Geçirdiği harika günün gülümsemesi, uykuya teslim olmuş yüzündedir; kim bilir hangi burun üstü çakılmadan armağan alnındaki çizikler ve son çikolatanın dudağının kenarında kalmış lekesi de...  Bebek mutludur.

    Bir bebek söz konusu ise eminim ki çoğunluk ilk bakiciyi tercih edecektir. Peki ya bu yazıyı okuyan sen... Mutlu musun? İyi misin? İkisi birden olabilir misin? İyi düşün ve kendine karsı dürüst ol.

    Bu aralar annem, evlenmem konusunda üzerimdeki baskılarını artırdı. Bir yığın aday bulup karsıma dikiliyor. Adaylar ona göre mükemmel. Evinin kadını olabilecek, beni derleyip toparlayacak, hayatımı düzene sokacak kızlar. Tabii ki kişilikleri de aynen öyle. Hepsi öncelikle birer anne adayı. Eş değil, yoldaş değil. "Keşke anne olacağımıza, öncelikle bir sevgili ve bir eş olabilseydik" diyecekleri yaslarına henüz gelememişler. O geri dönüsü olmayan zamana...

    Anneme rest çektim. Mutluluğu seçiyorum. Açlıktan ölmeyecek kadar yiyeceğim. Canım istediğinde uyuyacağım. Ertesi gün is yerimde uykusuzluktan gebereceğim. Parasız kaldığımda et veya köfte yerine ucuz yemek yiyeceğim. Hayatımla ilgili hiçbir plan yapmayacağım. Hafta sonlarımda ve tatillerimde sadece olmak istediğim yerde olacağım. Çocuğumu ikinci bakıcıya vereceğim ve tekil şahıs kipiyle kurduğum tüm bu cümleleri çoğul yapabilecek kadına elimi uzatacağım.

    İktisat teorisi: Ders 1, yas 35: Sermaye belirsizliğinde, günlük kâr esasına dayalı ticari yöntemler geçerlilik kazanır. Ömürden daha belirsiz bir sermaye var mıdır? O halde: Bu gün, yarından arttırdığımla yetinmeyeceğim; yarına, bugünden arttırdığımı bırakacağım. Sorumsuz olduğumu düşünenlerle musalla taşında dalgamı geçeceğim :

    "Nasılsın? İyi misin?"

    "İyiliğin ölçütü soruyu sorana göre değişir. Sana göre iyi değilim anne ama mutluyum."