Uğur's profileWWW.UGURBAYSAL.COMPhotosBlogListsMore ![]() | Help |
Sevmek Neymiş Bir Gün AnlarsınSevmek Neymiş Bir Gün Anlarsın Uykuların kaçar geceleri
Sevmek Neymiş Bir Gün Anlarsın Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu
Sevmek Neymiş Bir Gün Anlarsın Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin
Sevmek Neymiş Bir Gün Anlarsın Bir gün anlarsın sevilen dudakların
Sevmek Neymiş Bir Gün Anlarsın Bir gün anlarsın hayal kurmayı Ümit Yaşar Oğuzcan "ELVEDA"nın sinsi ve hain bekleyişiSoruyorum sana; Çok sevilmek bu kadar kötü müydü, Gerçekten böylesine ağır mıydı? Sana bu sevgiyi vermekte bu kadar direttiğim için beni bağışla. Adı üzerinde sevdaydı bende ki... Bütün güzellikleri, bütün kâinatı seni sevmesi için birine verseydin, Yine de bu kadar çok sevilemezdin inan. Yüreğimi koparıp atmak mümkün olsaydı Hiç düşünmeden koparıp atardım. Bu ıssız yerde başımı ellerimin arasına son alışım değil biliyorum... "İçimde yılgın rüzgarların ayak sesleri" Sende "ELVEDA"nın sinsi ve hain bekleyişi En acısı da elden birşey gelmeyişi... Aşık olmadan önce bi düşün !!!Evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksin…
Herkesi ona benzetip… Hiçbir şey oyalamayacak seni… Ölmeyi isteyip ölemeyeceksin… O yüzden; Böyle Sevdim İşte....Ben seni kocaman bir yürekle sevdim.
Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören.
Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun yüreğime. Bir başka yerde olamazdın zaten.
Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimde olmalıydın, orada kalmalıydın.
Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni.
Herhangi bir konuk değildin artık.
Bu yüzden ne ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama.
O yüreğin gerçek sahibiydin.
Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya... Ben dört mevsim baharı yaşadım seninle.
Çiçek çiçek açtın yüreğimde.
Gökkuşağı zayıf kaldı, senin renklerin karşısında.
Taze bir yaprak gibi yeşildin.
Açelya idin pembeliğinle.
Üzerine çiğ taneleri düşmüş pembe güldün.
Kırmızıydın bir ateş gibi içimi sıcacık yapan.
Ve beyazdın tüm saf ve temizliğinle...
En çok bu renkle anmayı sevdim seni.
Papatyaya tutkundum, papatyayı sensiz, seni de papatyasız düşünemedim.
Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da... Kendime bile dar gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık.
En kızgın, en tahammülsüz olduğum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana.
İçimdeki sevinç yüzüme yansıdı, güldüm.
Beni öylesine güldüren senin sevgindi
ve ben kaygısız, içten gülüşün ne demek olduğunu,
Nasıl güzel bir şey olduğunu anladım seninle...
Her şeye rağmen sevdim seni. Güçlüydüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk yoktu sen benimleyken.
Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim.
Sen elimden tuttuğunda, patlamaya hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi.
Menzil sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirdim.
Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim, kül ederdim. Sana ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm.
Ve o göle bir tek sen girebilirdin.
Sevdim ve hayrandım da... Her halin çekti beni.
Duruşunu, uyumanı, gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını,
saflığını, kurnazlığını, çocukluğunu, olgunluğunu sevdim.
Sesini de sevdim suskunluğunu da.
Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, yersiz korkularını sevdim. Seni ve o doyumsuz sevdamı,
Uçarı sevdamı anlatacak kelime bulamadım çoğu zaman.
Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olmadı. Seni severken yorulmadım. Çünkü sen yaşam kaynağıydın.
Eksik kalan neyim varsa tamamladın.
Ölmeyecektim çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin. Gittiğin an tüm bunlar kara bir toz bulutu gibi yok olacak BÖYLE SEVDİM BEN SENİ derken bu kez boynum bükük kalacak
Yaşam kaynağım kuruyacak
İşte o zaman ÖLMEZLİĞİM bir işe yaramayacak
Sevdim işte yok ötesi ... NİYE BEN? DIYEN HERKES İÇİN....Brenda yamaç tırmanışı yapmak isteyen genç bir kadındı.Bir gün cesaretini toplayarak bir grup tırmanışına katıldı. Tırmanacakları yere vardıklarında, neredeyse duvar gibi dik, büyük ve kayalık bir yamaç çıktı karşılarına. Tüm korkularına rağmen, Brenda azimliydi. Emniyet kemerini takti, ipi yakaladı ve kayanın dik yüzüne tırmanmaya başladı. Bir süre tırmandıktan sonra, nefeslebilecegi bir oyuk buldu.. Orada asılı dururken, gruptan yukarıda ipi tutan kisi dalgınlığa düşerek ipi gevşetiverdi. Aniden boşalan ip, hızla Branda nın gözüne çarparak lensinin düşmesine neden oldu.Lens çok küçüktü ve bulunması neredeyse imkansızdı. Lens yamacın ortasında bir yerlerde kalmıştı ve Brenda artık bulanık görüyordu. Ümitsizlik içinde Brenda, lensini bulması için Allah'a dua edebilirdi yalnızca. Ve içten içe düşünüp dua etmeye başladı. 'Allahım! Sen bu anda buradaki tüm dağları görürsün. Bu dağlar üzerindeki her bir taşı ve yaprağı bildigin gibi, benim lensimin yerini de biliyorsun. Onu bulmama yardım et.' Patikalardan yürüyerek aşağı indiler. Aşağı indiklerinde, tırmanmak üzere oraya doğru gelen yeni bir grup gördüler.İçlerinden biri 'Aranızda lens kaybeden var mi?' diye bağırdı. Brenda'nın sonradan ögrendigine göre, lensi bir karınca taşıyordu ve karınca yürüdükçe yavasça kayanın üzerinde hareket edip parlayan lens kızların dikkatini çekmisti. Eve döndüklerinde Brenda lensini nasıl bulduklarını babasına anlatacak ve bir karikatürcü olan babası da ağzıyla lens taşıyan bir karınca resmi çizerek, karıncanın üzerindeki baloncuğa bunları yazacaktı:
|
|
|