Uğur's profileWWW.UGURBAYSAL.COMPhotosBlogListsMore ![]() | Help |
---------------------------------------Saat 23:00 Son düşlerimi son aşkımla birlikte uzaklara gömdüm.Yeni aşklara ve yeni düşlere açılan kapılarımın hepsini ardına kadar açtım. Saat 23:01 Kapılarım ardına kadar açık ama hala kimsecikler ortada yok. Saat 23:02 Bakıyorum, o kapıdan birinin içeriye girerek bana kollarını açmasını istiyorum. Saat 23:03 Umutlarımın tükendiğini hissediyorum.
Saat 23:15 Son düşlerimden bu yana 15 dakika geçti ve ben hala umutlarımın esirindeyim. Saat 23:16 Sanırım yavaş yavaş ölüyorum. Saat 23:17 Kapılarımı kapatmaya karar verdim ama kalbim bunu istemiyor. Saat 23:18 Son umutlarım
Saat 23:30 odamda yalnızım, yanımda sadece eski hatıralar. Saat 23:31 Kapıları çoktan kapattım. Saat 23:32 Yavaş yavaş anladım ki ben hala onu bekliyorum. Ve sanırım kapımdan kimsenin girmesini ben kendim istemiyorum. Saat 23:33 Yüzümde kaybolmaya yüz tutmuş bir gülümseme var.
Saat 23:45 Neden güldüğümü bilmiyorum ama hala gülüyorum. Saat 23:46 Sanırım buldum. Saat 23:47 Neden güldüğümü biliyorum. Çünkü unutamadığım sürece, o kapıdan kimsenin girmeyeceğini anladım. Saat 23:48 Bundan yaklaşık 48 dakika önce söylediklerimin hepsinin yalan olduğunu anladım.
Saat 00:00 Karar verdim; onu unutmak istemiyorum. Çünkü unutmaya değmezmiş. Saat 00:01 Kapıları tekrar açmadım. Kapıların var olmasını sağlayan duvarları yıktım. Saat 00:02 Şimdi özgürüm. Olmayan odamın içinde yüzlerce insan var. Saat 00:03 Şunu öğrendim. İnsanların benim kapımdan içeriye girmesini beklemektense ben onların kapılarının içinden girerim. Ve böylelikle onlar bekler, ben bekletirim
UgurCan Özlem ...Yaşadığım bu konsantre özlem duygusunun Türkçe mealini bilmiyorum. Daha önce beynimin kıvrımlarının ihtiva etmediği bir duygu bu. Senin neyini özledim bilemiyorum. Belkide seninle birlikte film izlemeyi özlemişimdir… ya da mısır kokuları arasında elimi tutmandır özlenen… belkide trajik bir film sırasında omzuma başını koymandır, özlenen. Başın omzumdayken dayanamayıp ağlamandır… gözyaşlarının dirseklerimden aşağıya dökülmesidir, özlenen belkide… sanırım tam olarak bunu özleyebileceğimi hiç düşünmemiştim.
UgurCan Hey ben! Kimsin sen?
Bitmiş bir aştan kalma kırıntılarımı gereğinden fazla yada yaşanmış olan aşktan da fazlamı seviyorum yoksa… Belkide sevdiğimi sandığım hiç kimseyi hiçbir zaman sevmedim. Belli belirsiz bir duygu aslında, bu insanlar arasında kalmış bir duygu… kimsesizliğin tadını çıkartmak belkide… acının tadını çıkartmak… Anadolu insanının acıyı sevdiği gibi bende belkide acılı urfa kıvamında aşktan geriye kalmış külleri seviyorumdur… belkide yaşatana değilde yaşanılan duygulara aşık oldum hep. Nasılsın sorusuna cevap vermek zorunda kaldığımda; hani parmağını derinden kesince ilk anda acıyı hissetmezsin ama akan kanı görünce anlarsın ya... her şeyin cevabını böyle veriyorum..!
Ben Seni Unutmak İçin Sevmedim kiiiiiYollara vurdum kendimi belki sevdandan çıkar bir yol bulurum diye...Anladım sensiz bütün yollarım çıkmazdı benim...Hep kendime,senin olmadığın bir yöne doğrulttum pusulamı,ama sonunda yine hep sen çıktın karşıma...Mutluluk oyunları oynadım,onların yanında hep güldüm,şen göründüm!Kendimle yüzleşmekten kaçtım,ama geceleri karanlığa hep seni anlatıp ağladım...!
![]() Sustum hep,biliyordum konuşsam yine sen çıkıcaktın cümlelerimin içinden...Senden değil aslında sevdanın acısından korktum,KabuL Kaçtım ben...!Başka çarem mi vardı ki?Bir bilsen aslında o kadar söyleyecek şey vardı ki,ama sen hiç duymak istemedin,gelmedin,belki de özlemedin...Dostlarım sevdalarını anlatırken bana hep ikimizi düşledim,onlara hep güldüm,hayallerimi kendime,mutluluklarını mutsuzluğuma hapsettim...
UgurCan EN MASUM GÜNAHINDIM SENİN....“ Varlığın acı veriyor olsaydı bana;
Seni ölümüne sevmez, Gelmeyeceğini bile bile seni beklemezdim hala. Ben sensizlikte bile "seni yaşıyorum" sevgili... ” “ Sen bana “ bir ömür “ uzakken ben sana bir nefes kadar yakınım sevgili. Gelmeyeceğini bile bile ben hala seviyorum seni. “ Gün gelecek, Adımı unutmak zorunda kalacaksın Puslu gecenin yorgun sabahında. Bir kibrit çakıp yaşananlara, Tek tek yakacasın benli hatıraları Ömür defterinin en masum günahında. Duvarlarında asılı takvimlerden düşen Bir gün gibi, Ağladığında yüreğine gömülen Bir hüzün gibi Yavaş yavaş eriyeceğim dudaklarında. Ama ben sana inat, Yokluğuna inat, Bedenimle közleneceğim günahlarında. Seni benden alan kadere, Tek bir kelime etmeden Seni içimde yaşatacağım. Çünkü ben senin; “ Bedelini yüreğimle ödediğim En masum günahındım….” İsmail Sarıgene KAPI ÇALAR...![]() Kapı çalar...
Sabahın erken saatlerinde. Açarsınız. Sütçünüzdür gelen. Sütçünün litreliğinden kabınıza dökülen beyazlıkta sabahın güzelliğine kavuşursunuz. Gözünüzde pırıl pırıl bir sabah kahvaltısı canlanır. İçinizden "Bugün kahvaltıyı bahçede yapalım" diye geçirirsiniz.
Kapı çalar...
Gelen postacıdır. Kucağında büyükçe bir paket. Uzattığı kağıda imza atarsınız. Daha önceden ısmarladığınız kitaplara kavuşmanın sevincini yaşarsınız. Zaten tatilde olduğunuzdan bu kitaplara çok ihtiyacınız vardır. "Artık canim sıkılmayacak " deyip keyiflenirsiniz. En çok merak ettiğinizi alıp şezlonga uzanırsınız.
Kapı çalar...
Kapıya koşarsınız. Yıllardır görmediğiniz bir dost gelmiştir. Sevinirsiniz. Sohbetleriniz saatler boyu hatta bütün gün sürer. "Yaşamak ne güzel" dersiniz içinizden. Hele böyle dostlar varken.
Kapı çalar...
Dürbünden bakarsınız. Kimseyi göremezsiniz. Dönüp yeniden koltuğa gömülürsünüz. Bir daha çalar. Bakarsınız, yine kimse yok. Tam o sırada bir daha çalınca kapıyı açarsınız. Komşunuzun oğlu, elindeki sopayla zile uzanmakta. Meğer tuzları bitmiş. İçeriden tuz getirirken kendi kendinize söylenirsiniz. "Elbette göremem. Keratanın boyu bir metre." Bu küçük hadise neşelendiriverir ortalığı.
Kapı çalar...
Düşüp bayılacak kadar şaşırırsınız. Askerdeki oğlunuz haber vermeden izne çıkmıştır. "Oğlum benim" diye hasretle kucaklarken göz yaşlarınızı zaptedemezsiniz. Mutluluğunuz oğlunuzun izni kadar uzar...
Kapının her çalışında sanki mutluluğa koşmaktasınız. Huzur tüter gözlerinizden. Her sessizlikte kulaklarınız zil sesi arar...
Ve kapı çalmaz...
O gün en büyük misafiriniz gelir. Adeta kapıyı kırmıştır. Alıp gider sizi, şaşırırsınız. "Niye haber vermedi?" diye içinizden geçirirken; "Doğduğundan beri zile basmaktayım" der.
Bir şeyler söylemek istersiniz o an. Ama o andan sonra diliniz dönmez.
Ölüm sessiz sedasız gelivermiştir...
Can Dündar Şimdi Küçük Bir Yalnızlıktır Ölüm...
Ben baştan sona gidiyorum
Öyle yüzleşiyorum kendimle... Ve anlıyorum ; daha sonra ki yanılgıları doğuran, Hep o ilk acı! O ilk kaybediş.....O ilk gözyaşı.... O ilk kez yıkılması bir insanın.. Diğer kaybedişler ise,sadece o 'ilk acıyı' hatırlattığı için acıdan sayılıyor. Herşeyiyle gerçek olan aşk,eğer bir kez yaşanıyorsa 'Acılar' diye bir şey yoktur aşk serüveninde. Tek bir acı vardır.....YANLIZLIK ! Şimdi küçük bir yalnızlıktır ölüm. Elimde bir avuç umut var, bir tutamda hüsran,kocamanda bir uçurum. Açık kuytulardaydı yaşam An be an An be an gitti... Kayboldu kuytularda ,yakındı oysa Şimdi küçük bir yalnızlıktır ölüm. Buram buram kan kokar etraf minik minik de sevinç. Güleryüzlüydü oysa,kapalı kapılardan Kalp çarpıntısı gelirdi bir yerlerden. Hafif hafif çarpardı,hafif hafif de korkardı Şimdi küçük bir yalnızlıktır ölüm. Dalga dalga sesler gelir.buram buram da kan kokar etraf. Kırmızı ,kıpkırmızıydı hayaller Vurgundu kelebek ışığa Sonra, peki ya sonra? Dağıldı,kırılıdı,yok oldu bir gülüş Yaşamın sırtını duvara yasladığı andı Olmaz diyordun,bir avuç umut,bir tutamda hüsran Ve işte şimdi kalmamıştır elde bir şeyler Ve işte şimdi Ve işte şimdi küçük bir yalnızlıktır ölüm... Özlem KAYA |
|
|